Sfl Edebiyat
  Anlatım Bozuklukları
 

ANLATIM BOZUKLUKLARI 


·  Her cümle belli bir düşünceyi, duyguyu aktarmak için kurulur. Bu cümlenin, ifade edeceği anlamı açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya koyması gerekir. Ayrıca mümkün olduğunca gereksiz unsurlardan arındırılmış olmalıdır bu cümle. İşte bu özelliği göstermeyen cümleler, anlatım bakımından bozuktur.

·  Anlatım bozukluklarını anlama ve yapıya dayalı bozukluklar olmak üzere iki grupta toplayabiliriz:

1. Anlama Dayalı Bozukluklar

·  Bu bozuklukları birkaç bölüme ayırarak inceleyebiliriz.

a.   Cümlede gereksiz sözcük kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar. 

·  Bir cümlede gereksiz sözcük bulunduğunu anlamak için, sözcük cümleden çıkarılır. Bu durumda cümlenin anlam ve anlatımında bir bozulma oluyorsa o sözcük gerekli, olmuyorsa gereksizdir.

Ø  “Herkesi eleştirip tenkit etmek bize hiçbir yarar sağlamaz.” cümlesinde “eleştirip” sözcüğünün verdiği anlamla “tenkit etmek” sözcüğünün verdiği anlam aynıdır. Öyleyse bu cümlede “eleştirip” sözü gereksizdir. Cümleden çıkarılmalıdır.

Ø  “İki kardeşten en küçüğü arkadaşımdı.”

Ø   “Bilgili insanlardan yararlanmayı, istifade etmeyi bilmeliyiz.” cümlelerinde altı çizili sözcükler gereksizdir.

·  Bir cümlenin anlamı içinde bulunan başka bir sözü cümlede kullanmak da gereksiz sözcük kullanımına girer.  Cümlede böyle bir sözcük varsa, o cümle de anlatım bakımından bozuktur.

Ø  Böyle yüksek sesle bağırmana gerek yok, sağır değilim.” cümlesinde “bağırmak” zaten yüksek sesle konuşmak anlamındadır. Öyleyse bu sözün anlamı içinde bulunan “yüksek sesle” sözüne gerek yoktur. 
 

b.  Cümlede belirsizlik varsa, o cümle iyi bir cümle değildir. Bu belirsizlik mutlaka giderilmelidir.

o   “Geleceğini babamdan öğrendim.”

·  Cümledeki belirsizlik noktalama işaretleriyle giderilir.

Ø  “Yaşlı adamın yüzüne dalgın dalgın baktı.”

·  Bazı eylemler olumlu durumlarda, bazıları olumsuz durumlarda kullanılır. Eylemin anlamca yanlış yerde kullanılması da anlatım bozukluğuna yol açar.

o   “Bana yardım ederek, işi kısa sürede bitirmeme neden oldu..”

c.   Birbiriyle çelişen sözcüklerin bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna yola açar.

o   “Mutlaka buraya gelebilir.” Cümlesinde mutlaka kesinlik bildirir fakat gelebilir ihtimal bildirir. İkisini bir arada kullanmak anlatımı bozar.

d.  Bazı cümlelerde mantık hatasının bulunması da o cümlenin anlatımını bozar.

o   Bırakın patates doğramayı yemek bile yapamaz o.”

e.   Bazen sözcüklerin bağlandığı ortak eylemler de anlatımda bozukluğa yol açar.

o   “Bu davranışıyla bize yarar mı sağladı zarar mı belli değil.”

·  Bu, bazen öğelerin eyleme bağlanmasında da görülür.

o   “Ayağına ayakkabı, omzuna şal, üzerine pardösü giyip dışarı çıktı.”  

f.   Cümlede deyimin yanlış yerde kullanılması da cümlenin anlamını bozar.

o   Öğretmenin anlattığı konu tüm öğrencilerin dikkatini çekmişti. Herkes kulak kabartmış, öğretmeni dinliyordu.”

 

g.   Bazı sözcüklerin anlamları birbirine karıştırılabilir. Cümledeki sözcüklerin anlamına da dikkat edilmelidir. 

o   “Çocukların birbiriyle uygunluk içinde olmaları beni sevindirdi.”

h.  Bazen sözcük doğrudur ancak cümlede bulunduğu yer doğru değildir.

o   “Yeni elbisemi giymiştim ki kapı açıldı.”

 

i.    Aynı anlama gelen ek ve sözcüklerin bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

o   “Onun beni sevmemesinin nedeni, fikirlerini benimsememiş olmamdandır.”

 

2- Yapıya Dayalı Anlatım Bozuklukları

·  Yapıya dayalı anlatım bozuklukları Türkçenin kurallarıyla ilgili olduğundan, soruları çözebilmek için dilbilgisi kurallarının iyi bilinmesi gerekir. Bu tür bozukluklar şu şekilde sıralanabilir:

a.   Öğe eksikliği: Cümlede, kullanılması gereken bir öğenin bulunmaması, anlatım bozukluğuna yol açar. Bu, daha çok ortak kullanılan öğelerde görülür. Çünkü Türkçede her fiil, öğeleri aynı eklerle kendine bağlamaz.

o   “Kardeşini yanına çağırdı, bir şeyler söyledi.” (dolaylı tümleç eksikliği)

o   Arkadaşlarını pek sevmez, hatta çoğu zaman nefret ederdi.”(arkadaşlarından: D.t. eksikliği)

o    Hiç kimse okula gelmedi, geziye gitti.” (özne eksikliği)

o    “Öğretmenimiz hiçbirimizi azarlamaz, çok severdi.”

 

b.  Özne-Yüklem uygunluğu: Cümlede öznenin ifade ettiği şahıslarla yüklemin bildirdiği şahıs arasında bir uyum olmalıdır.

o   Özne birinci tekil, ikinci tekil (ben, sen); birinci tekil, üçüncü tekil (ben, o); birinci tekil, ikinci çoğul, (ben, siz); birinci tekil, üçüncü çoğul (ben, onlar) şahıslardan oluşuyorsa yüklem, daima birinci çoğul şâhısa göre çekimlenir.

§  “Bu işi ancak ben ve sen halledebiliriz.”

§  “Dışarıda sadece ben ve o küçük çocuk kalmıştık.”  

§  “Ben ve siz yarışmada eşit durumda değildik.”

§  “Ben ve birkaç yaşlı adam, kahvede uzun bir sohbete dalmıştık.” cümleleri buna örnek gösterilebilir.

o   Eğer özne ikinci tekil ve üçüncü tekil (sen, o); ikinci tekil ve ikinci çoğul (sen, siz); ikinci tekil ve üçüncü çoğul (sen, onlar); şahıslardan oluşuyorsa, yüklem ikinci çoğul şâhısa göre çekimlenir. Ancak ikinci tekil ve birinci çoğul (sen, biz) şahıslar özne olursa yüklem birinci çoğul şâhısa göre çekimlenir.

§  “Sen ve annen burada ne yapıyordunuz?”

§  “Sen hatta hepiniz bu konuda suçlusunuz.”                  

§   “ Sen ve buradaki konukların, bize yarın gelebilirsiniz.” 

§  "Galiba sonunda senle biz aynı sonuca ulaştık.”  cümleleri buna örnektir.

o   Öznenin insan ya da başka varlıklar olması da yüklemin tekil veya çoğulluğunu etkiler. Eğer özne bitkiler, hayvanlar, cansız varlıklar ya da soyut kavramlarsa, yüklem daima tekil olur. İnsanlar çoğul özne olduğunda ise yüklem tekil veya çoğul olabilir.

§  “Kuşlar dallara kondular.” değil “Kuşlar dallara kondu.”

§  “Sevgiler gizli kaldıkça güzelleşirler.” değil “güzelleşir.” olacak.

§  “Çocuklar geldi.” şeklinde de doğrudur, “Çocuklar geldiler.” de.

o   Cansız varlıklar kişileştirildiklerinde yüklem çoğul olabilir.

§  Kavaklar, saygıyla önümüzde eğildiler.

o   Bazen özneyle yüklem arasındaki uyumsuzluk, öznenin anlamından kaynaklanır.

§  “Nüfus sayımı bu yıl yapıldı, bir hayli artmış.” 

c.   Sıfat ve isim tamlamalarının aynı tamlanana bağlanması anlatım bozukluğuna yol açar. Çünkü isim tamlamalarında tamlanan iyelik eki aldığı halde sıfat tamlamalarında tamlanan ek almaz. Dolayısıyla tamlananlar, niteliği farklı olduğundan, ortak kullanılamaz.

§  “Kaza yerine birçok askeri ve polis aracı geldi.”

o   Burada ayrıca sıfat tamlamalarında görülen bir özelliği de ifade edelim. Türkçe’de sıfatlar çoğul anlam verirse isimler çoğul eki almaz. Bu özellik genellikle belgisiz sıfatlarda görülür.

§  “Geceye birçok davetliler katıldı.” 

d.  Cümlede eklerin eksik kullanılması cümlenin anlatımını bozar.

§  “Her ülke, dünya devletleri arasında önemli bir yer edinmek için, ekonomik açıdan gelişmesi gerekir.”

o   Bazen de eklerin fazla kullanılması anlatımı bozar

§  “Sanatçının, topluma yararlı bir kişi olmak için, eserinde mutlaka toplum sorunlarına yer vermelidir.” 

e.   Bazı cümlelerde sözcükleri birbirine bağlayan eklerin yanlış kullanılması anlatımı bozar. Buna çatı uyuşmazlığı da diyebiliriz

§  “Senin en beğendiğim yanın, derslerine düzenli çalıştığındır.”

§  “Bütün yemekleri hazırlayıp bir kenara koyulmalıdır.” cümlesinde “hazırlamak” etken “koyulmalıdır” edilgen fiillerdir. Bunların aynı öğelerle kullanılması bozukluğa yol açmıştır. Cümle; “Bütün yemekler hazırlanarak, bir kenara koyulmalıdır.” şeklinde düzenlenirse bozukluk giderilir.

f.   Sıralı isim cümlelerinde ekfiilin kullanılması da bazen bozukluğa yol açar.

§  O yaşlı şair geleneklere bağlı, ama yeniliklere kapalı değildi

 

 

 
  Bugün 2 ziyaretçi (27 klik) kişi burdaydı!