Sfl Edebiyat
  Milli Edebiyat Dönemi (1911-1923)
 

1.MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ (1911-1923) OLUŞUMU:

1897'de Yunan Savaşı sırasında, Ben bir Türküm diye seslenen Mehmet Emin Yurdakul 1905'te Selanik'te Çocuk Bahçesi adlı dergide hece ölçüsüyle, milli duyguları dile getiren Türkçe şiirler yayımlamıştır. Mehmet Emin Yurdakul'un bu çıkışı, ancak Meşrutiyet döneminde bilinçli bir çizgiye oturtulabilmiş ve bir akım niteliği kazanmıştır.

 

İmparatorluktaki milliyetçilik hareketleri, o sırada iktidarda bulunan ittihat ve Terakki Cemiyetince desteklendiği için kısa zamanda büyük gelişme göstermiştir. Milliyetçilik, özellikle Türkçülük hareketinin önderi durumunda olan Ziya Gökalp, yazılarıyla ve İstanbul Üniversitesi'nde verdiği sosyoloji dersleriyle, hem milliyetçilik ilkelerinin aydınlarca benimsenmesinde hem de milli bir edebiyatın oluşmasında başlıca etken olmuştur.

 

1789 Fransız İhtilali’nin etkisiyle yayılan milliyetçilik duyguları Osmanlı imparatorluğu içinde de etkisini göstermiş; milliyet, kavmiyet kavramlarına dayalı Türkçülük düşüncesi gelişmeye başlamıştır. Bu anlayış Türk edebiyat tarihinde Genç Kalemler ya da Yeni Lisan Hareketi adıyla anılan Milli Edebiyat akımını hazırlamış, konuşulan İstanbul Türkçesinin kullanıldığı, milli kaynaklara yönelik yeni bir edebiyat anlayışının başlangıcı olmuştur.

 

Önce Balkan, ardından i. Dünya Savaşlarının yarattığı koşullar siyasal çözüm arayışlarıyla birleşerek edebiyatı da millileşmeye itmiştir.

 

Tanzimat dönemi sanatçılarının dilde sadeleşme çabaları ve yine o dönemde yapılan sözlük çalışmaları da Milli Edebiyat Akımını hazırlayan etmenler arasındadır.

 

2.ÖĞRETİCİ METİNLER

Türk edebiyatı tarihi konusunda verimli çalışmalar milli edebiyat döneminde başladı.

 

Fuat Köprülü, Türk edebiyatını, şuara tezkireleri anlayışından kurtararak destanlar çağından bugüne kadar olan dönemi bir bütün halinde ele aldı (Türk Edebiyatı Tarihi I, II [1920-1921]).Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar (1918) adlı eserinde Ahmet Yesevi ve Yunus Emre'yi bütün yönleriyle belgelere dayanarak tanıttı. Türk medeniyet ve kültür tarihi, Türk dili, dini, sanatı, musikisi ve diğer konularda çeşitli eserler meydana getirdi.

 

Ali Canip Yöntem, edebiyat ve edebiyat tarihi konularında yaptığı çalışmalarıyla tanındı.

 

Mithat Cemal ve İbrahim Alâaddin de monografik incelemeler yaptılar.

 

Milli edebiyat döneminde Genç Kalemler’de Ömer Seyfeddin ve Ali Canip (Yöntem), yayımladıkları polemik ve tenkitleriyle "yeni lisan"ın ve milli edebiyatın savunmasını yaptılar.

 

Ali Canip, yeni edebiyat akımına karşı çıkan Cenab Şahabeddin ile yaptığı edebi tartışmalarını "Milli Edebiyat Meselesi" ve "Cenab Beyle Münakaşalarım" (1918) adlı eserinde topladı.

 

Bu dönemin öteki edebi tenkit ve tartışma yazarları arasında Hamdullah Suphi, Yakup Kadri, Raif Necdet sayılabilir.

 

Bu devrin başlıca yazar ve sanatçıları şunlardır: Bilim yolunda: Ziya Gökalp. Fuat Köprülü. v.b. Şiir alanında : (Aruz vezniyle) Mehmet Akif, Ahmet Haşim, Yahya Kemal Beyatlı, v.s.

 

(Hece vezniyle) Mehmet Emin Yurdakul, Rıza Tevfik Bölükbaşı, Halit Fahri Ozansoy, Enis Behiç Koryürek, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel, v.b.(Bunlardan Ahmet Haşim fıkra ve gezi notları; Yahya Kemal makale; Halit Fahri, Yusuf Ziya, Faruk Nafiz man¬zum oyun da yazmışlardır.) Hikaye ve roman alanında: Ebubekir Hazım Tepeyran, Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Ercüment Ekrem Talu, Selahattin Enis, F. Cemalettin, Osman Cemal Kaygılı, Reşat Nuri Güntekin, Peyami Safa, Memduh Şevket Esendal, Halikarnas Balıkçısı, Sermet Muhtar Alus, Abdülhak Şinasi Hisar, Mahmut Yesari. v.b.

 

(Bunlardan Ömer Seyfettin, Yakup Kadri, Refik Halit, Reşat Nuri, Sermet Muhtar, Mahmut Yesari oyun da yazmışlardır. İçlerinde anı yazanlar da vardır: Ebubekir Hazım, Ömer Seyfettin, Halide Edip, Yakup Kadri, Refik Halit, Memduh Şevket, Halikarnas Balıkçısı. Birçoğu fıkra ve makale de yazılmıştır.) Tiyatro alanında: Musahip-zâde Celâl, İbnürrefik Ahmet Nuri, v.b. Gezi ve röportaj alanında: Ahmet Şerif. Röportaj - Mülâkat alanında: Ruşen Eşref Ünaydın. Gezi, anı, deneme, fıkra, makale alanlarında: Falih Rıfkı Atay, vb.

 

3.ÇOŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER (ŞİİR) 

"Genç Kalemler", şiir anlayışı konusunda fecri ati şairlerinden pek ayrılmadılar. Şiirde, konu seçimini şaire bırakmaları, onları, sanat anlayışları bakımından ikiliğe düşürdü; edebiyatı cedide ve fecri ati şairlerinin ferdiyetçi sanat anlayışından bütünüyle ayrılamadı. Nitekim Birinci Dünya ve Kurtuluş savaşı sırasında genç şairler kendi duygu ve hayallerini işlemekten kendilerini alamadılar. Aruzun yerine heceyi getirmeleri, sadece biçim yönünden bir değişiklikti.

 

Milli edebiyat dönemi şairleri kendilerini kabul ettirmeğe çalıştıkları yıllarda bile (1911-1917) Servetifünun'culardan Tevfik Fikret ve Cenab Şahabeddin üstat sayılıyor, fecri ati şairleri de ünlerini sürdürüyorlardı. Bu arada Mehmet Akif de aynı anlayış ve yapıdaki şiirleriyle büyük ün kazanmıştı. Rübab dergisindeki bazı genç şairler (Halit Fahri, Selâhaddin Enis, Hakkı Tahsin, Orhan Seyfi v.d.), Nayiler adıyla ortaya çıktılar.

 

Eski şairlerin şiirlerindeki samimi, lirik ve mistik atmosferi şiirlerinde devam ettirmek istediler; milli geçmişe bağlanarak edebiyatın milli olabileceğini savundular. ZiyaGökalp ve Mehmet Emin (Yurdakul) Turancılığı, Yahya Kemal ve Enis Behiç, Osmanlı'nın ihtişamlı devirlerini işliyorlar; Faruk Nafiz, Orhan Seyfi, Yusuf Ziya, ihsan Raif hâl şiirini örnek alıyorlardı. Bunların dışındakilerde ferdi duygular hâkimdi.

 

Milli edebiyat akımına taraftar olan bazı şairler, milli edebiyat kavramını farklı şekilde yorumluyorlar ve şiirlerini kendi yorumlarına göre yazıyorlardı. 1917'de kurulan Şairler Derneği’nde sadece "konuşma dilinin ve hece vezninin kullanılması" konusunda görüş birliğine varıldı.

 

"Hecenin beş şairi" diye adlandırılan şairler (Halit Fahri [Ozansoy], Enis Behiç [Koryürek], Orhan Seyfi [Orhon], Yusuf Ziya [Ortaç], Faruk Nafiz [Çamlıbel]) bu görüşün yayılmasında ve yerleşmesinde önemli rol oynadılar.

Şiiri ferdiyetçi görüşle yazarak "Şiir, şahsi ve vicdanidir" dediler. Millî Edebiyat akımına ilk başta direnen Fecri aticiler de aynı görüşteydiler. Yalnız fark dilde ortaya çıkıyordu: Millî Edebiyat taraf-tarları hece veznini kullanıyorlar, sade bir dille yazıyorlar; Fecri aticiler ise, aruz veznini kullanıyorlar, ağdalı bir dille yazıyorlardı.

 

Milli edebiyat dönemi şairlerinden başlıcaları şunlardır:

 

Mehmet Emin (Yurdakul) [1869-1944],

Ziya Gökalp (1876-1924),

Ali Canip (Yöntem) [doğ. 1887],

İbrahim Alâaddin (Gövsa) [1889-1949],

Yahya Kemal (Beyatlı) [1884-1958],

Yusuf Ziya (Ortaç) [1895-1967],

Orhan Seyfi (Orhon) [doğ. 1890],

Faruk Nafiz (Çamlıbel) [doğ. 1898],

Enis Behiç (Koryürek) [1889-1949],

Kemaleddin Kami (Kamu) [1901-1948],

Halit Fahri (Ozansoy) [1891-1971],

Mithat Cemal (Kuntay) [1885-1956],

Ahmet Hamdi (Tanpınar) (1901-1962],

Necip Fazıl (Kısakürek) [doğ. 1903],

Necmeddin Halil (Onan) [1902-1968],

Ömer Bedreddin (Uşaklı) [1904-1946],

İhsan Raif [1877-1926],

Şükûfe Nihal (doğ. 1896),

Salih Zeki (Aktay) [1896-1971],

Ali Mümtaz (Arolat) [1897 -1967],

Halide Nusret (Zorlutuna) [doğ. 1901].


4.OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBİ METİNLER

a.ANLATMAYA BAĞLI EDEBİ METİNLER

Millî Edebiyat akımını benimseyenler bu dallarda yazı dilini konuşma diline yaklaştırdılar. Türk birliği fikrine ağırlık verdiler. Bu konuda Ömer Seyfeddin'in, Halide Edib'in, Ahmet Hikmetin, Müfide Ferid'in eserlerini sayabiliriz.

 

Yakup Kadri'nin (Karaosmanoğlu) kendine özgü güçlü üslubuyla, Türkiye'nin Tanzimat'tan beri geçirmekte olduğu sosyal değişmeleri anlatan başarılı romanları, bu devrin eserleri arasında önemli bir yer tutar. Önceleri Fecri aticilerin içinde yer almışken, sonra, Türkiye'nin geçirdiği sosyal çalkantı onu memleketin meselelerine eğilmeye yöneltmiştir.

 

Millî Edebiyat'ın önemli bir kalemi de Refik Halid (Karay) (I88-I965)'dır. Memleket hikâyelerini edebiyatımıza sokmuştur. O bir gözlemcidir; keskin zekâsıyla mizaha yatkın üslubuyla olay ve insanları gördüğü gibi anlatır.

 

Buna karşı Aka Gündüz (1886-1958) olayları sebep-sonuç ilişkisinde işler. Gerçeklere inmekten kaçınmaz.

 

Ömer Seyfeddin (1884-1920) Millî Edebiyat'ın öncüsüdür. Kısa ömrünü yoğun çalışmayla geçirerek Batılı teknikte küçük hikâyeler yazdı. Hikâyeyi edebiyatın içinde ayrı bir dal olarak benimseyip ör-nek eserler verdi. O, samimi ve şuurlu bir milliyetçidir. Türk varlığını yüceltmek için çalışmıştır. Hikâyelerinde, hem bir gözlemci, hem bir tahlilci olarak karakterleri başarıyla çizer.

 

Reşad Nuri (Güntekin) (1889-1956) bu dönemde daha çok hikâye ve piyes yazmıştır, İstanbul Kızları adıyla yazdığı piyesini sonra Çalıkuşu adıyla romana çevirdi. Bu eseri Türk edebiyatına yeni bir hava getirmiştir. Reşad Nuri Güntekin gözlemlerini duygu ve hayalle süsleyerek üslubunu renklendiren başarılı bir yazardır.

 

b.GÖSTERMEYE BAĞLI EDEBİ METİNLER

Bu dönemde Darülbeday-I Osmanî adıyla resmi şehir tiyatrosu kuruldu. Bünyesinde tiyatro ve musiki dersleri veren okullar açıldı. Millî Edebiyat akımına uygun ilk piyesler ancak 1915'ten sonra yazılmıştır. Eserler teknik yönden zayıf olmakla beraber konuşma dilinin canlılığına sahip olduğu görülür. Tiyatro dalında eser verenlerden İbnürrefik Ahmet Nuri (Sekizinci) (1874-1935) ve Musahibzade Celal (1868-1959) komedi türünü tercih etmişlerdir.

 

Mizah ve hiciv sahasında daha çok sosyal ve siyasi konular işlenmiştir. Bu dallarda eser verenlerin arasında neyzen Tevfik'in, Halil Nihad (Boztepe)'ın, Hamamzade İhsan'ın, Hüseyin Rıfat ve Abdülbaki Fevzi'nin adlarını sayabiliriz.

 

Edebi tenkit sahasında da eserler verilmiştir. Ali Canib, Millî Edebiyat üzerine Cenab Şahabedin'le giriştiği tartışmaları Millî Edebiyat Meselesi ve Cenab Bey'le Münakaşalarım (1918) adlı eserde toplamıştır. Ayrıca edebiyata dair kitapları da vardır. Mehmet Fuat ve Şahabeddin Süleyman da bu dalda eserler yayınlamışlardır.

 

Edebiyat tarihi sahasında hemen akla gelen isim Mehmet Fuat (Köprülü) (1890)'dır. Türk Edebiyatı Tarihinde Usul (1913)'ü yazarak edebiyat araştırmalarında takip edilmesi gereken metodu ortaya koydu. Kaynak eser niteliğindeki Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar (1919)'ı, Türk Edebiyatı Tarihi'ni  (1926) yayınladı.

 

Millî Edebiyat akımını benimseyenleri belli bir dönem içinde ele almak yanlış olur. Biz burada Millî Edebiyat akımına önayak olan yazar ve şairlerimizi değerlendirdik. Aynı yazar ve şairlerin birçoğu Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı'nda da orijinal eserleriyle karşımıza çıkarlar.

 

5.MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

* Osmanlıcılık fikrinin iflasından sonra artık Türkçülük akımı yükselen değer olmaya başlamıştır.

* 1911'da Selanik'te çıkarılmaya başlanan Genç Kalem Dergisi etrafında bir araya gelen Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem, Ziya Gökalp gibi aydınlar Milli Edebiyatın oluşumunu başlatmışlardır.

* Daha sonra İstanbul'da Türk Derneği, Türk Yurdu, Türk Ocağı dergileri yayınlanmıştır.

* Dil sade olmalıdır.

* Dildeki yabancı kelimeler atılmalı; ancak Türkçeye yerleşmiş kelimeler Türkçe gibi kullanılmaya devam edilmelidir.

* İstanbul Türkçesi esas kabul edilmelidir.

* Şiirde hece ölçüsü kullanılmalı.

* Edebiyat toplumun hizmetinde olmalı.

* Milletin dertleri, sevinçleri esas alınmalı.

* Roman ve hikâye teknik açıdan kuvvetlenmiştir.

 

ÖMER SEYFETTİN (1884-1920)

* Türk edebiyatının en önemli hikâyecisidir.

* Yeni Lisan adlı makalesi Milli Edebiyatın kanunlarının ilanı sayılır.

* Sade dil akımının öncüsüdür.

* Anadolu'nun insanın hayat şartlarını hikâyelerini yansıtmıştır.

* Dilde, fikirde, işte milliyetçilik fikrini yerleştirmiştir.

* Çocukluk anıları, efsaneleri hikâyelerinde işlemiştir.

 

Eserleri: Bomba, Yalnız Efe, Efruz Bey, İlk Düşen Ak, Yüksek Ökçeler, Gizli Mabet, Bahar ve Kelebekler...

 

ZİYA GÖKALP (1876-1924)

* Türk milliyetçiliğini esaslara bağlamıştır. Sistematize etmiştir.

* Sosyal hayatı ve kurumlarımızı Batı'ya göre düzenlenmelidir.

* Eserlerinde halk dilini kullanmıştır.

* Halkın dertlerini isteklerini yansıtmaya çalışmıştır.

* "Türkçülük, Türk milletini yükseltmektir" diyerek bu ifade doğrultusunda hareket etmiştir.

 

Eserleri: Türkçülüğün Esasları, Kızıl Elma, Türkleşmek-İslamlaşmak -Muasırlaşmak, Türk Medeniyet Tarihi, Malta Mektupları.

 

MEHMET EMİN YURDAKUL (1869-1944)

* Anadolu insanın yabancılara başkaldırısını çok güzel yansıtmıştır.

* Toplumcu sanat anlayışıyla milliyetçi çizgide eserler vermiştir.

* Hece ölçüsü kullanılmıştır.

 

Eserleri: Türkçe Şiirler, Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Tan Sesleri, Ordunun Destanları, Zafer Yolunda, Turana Doğru, İsyan ve Dua, Mustafa Kemal, Fazilet ve Adalet...

 

YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU (1889-1974)

* Edebiyatın her alanında eser vermiştir. Fecr-i Ati'nin dağılmasından sonra Milli Edebiyat içinde yer almıştır.

* Çoğunlukla içinde yaşadığı toplumun dertlerini eserlerinde işlemiştir.

* Anadolucu, Atatürkçü bir çizgide kalmıştır.

* Esas ününü romancılık alanında bulmuştur.

* Kuvvetli bir gözlem gücü vardır.

* Realist bir çizgide yaşamıştır.

* Eserlerinde aydın-halk çatışmasını yansıtmıştır.

 

Eserleri: ROMANLARI: Kiralık Konak, Ankara, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Yaban, Bir Sürgün, Panorama

HİKÂYELERİ: Milli Savaş Hikâyeleri, Rahmet

DİĞER ESERLERİ: Erenlerin Bağından, Zoraki Diplomat, Vatan Yolundan

 

HALİDE ADİP ADIVAR (1884-1964)

* Edebiyatçılığının yanında bir asker gibi cephe gerisinde mücadele vermiştir.

* Romanlarında aşk, kadının psikolojisini, doğu-batı çatışmasını, eski-yeni kavgasını işlemiştir.

* Romanlarında kuvvetli bir gözlem vardır.

* Kurtuluş Savaşı eserlerinde çokça yer edinmiştir.

* Edebiyatın hemen her alanında eser vermiştir.

* Dili çok başarılı değildir.

 

Eserleri: Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Türkün Ateşle İmtihanı, Sinekli Bakkal, Mor Salkımlı Ev, Dağa Çıkan Kurt, Tatarcık, Zeyno'nun Oğlu...

 

REŞAT NURİ GÜNTEKİN (1889-1958)

* Anadolu'nun dertlerini, sıkıntılarını, inançlarını eserlerinde işlemiştir.

* Sade ve yapmacıksız bir dil kullanmıştır.

* "Çalıkuşu" romanı en ünlü eseridir.(aslında bir tiyatro eseri olarak yazılmıştır)

* Müfettişlik yaptığı için Anadolu'yu gezmiş ve onların sıkıntılarını, sevinçlerini edebi eserlerinde sıkça kullanmıştır.

 

Eserleri: Çalıkuşu, Damga, Dudaktan Kalbe, Acımak, Yeşil Gece, Yaprak Dökümü, Kızılcık Dalları, Gökyüzü, Eski Hastalık, Ateş Gecesi, Miskinler Tekkesi

 

REFİK HALİT KARAY (1888-1965)

* Halk dilini eserlerinde oldukça başarılı olmuştur.

* Kuvvetli bir gözlemciliği vardır; ancak iç gözlemde başarılı değildir.

 

Eserleri: Memleket Hikâyeleri, İstanbul'un İçyüzü, Yezidin Kızı, Çete, Sürgün, BU Bizim Hayat, Kadınlar Tekkesi, Karlı Dağdaki Ateş...

 

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

* Modern edebiyatımızın en büyük şairlerindendir.

* Batılı tarzda şiirimize düzen vermiştir.

* Aruzu Türkçeye başarıyla uygulamıştır. "OK" şiiri hariç bütün şiirlerini aruzla yazmıştır.

* "Şiir musikiden başka bir musikidir" derdi.

* Parnasizmden etkilenmiştir.

* İstanbul'u, Osmanlı'nın ihtişamlı zamanında gezmek, tabiat, ölüm, rintlik gibi konuları işlemiştir.

* Şiirlerinin mükemmel olması için uğraş vermiştir, bu konuda oldukça titizdir.

* Edebiyatın hemen her alanında eser vermiştir; ancak asıl ününü şiirde kazanmıştır.

* Rubailer ve Hayyam'ın Rubailerini Türkçe Söyleyiş.

 

Eserleri: Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgârıyla, Aziz İstanbul, Eğil Dağlar, Portreler,

 

PEYAMİ SAFA (1899-1961)

* Geçim derdiyle yazarlığa başlamıştır.

* Bir ayağından sakat olduğu için bu psikolojiyi eserlerine yansıtmıştır.

* "Server Bedii" lakabıyla eser yazmıştır.

* Edebiyat, felsefe, tıp, psikoloji alanında yeterli bir bilgin sayılır.

* Psikolojik çözümlemeleri çok başarılıdır.

 

Eserleri; Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Sözde Kızlar, Mahşer, Bir Akşamdı, Canan, Matmazel Noralya'nın Koltuğu, Atilla, Harbiye, Şimşek... gibi eserleri vardır.

 

HECENİN BEŞ ŞAİRİ (BEŞ HECECİLER)

Bu şairler 1917de Selanik'te "Genç Kalemler"le başlayan Milli Edebiyat akımının ilklerine bağlı olarak, halk şiirimizin özelliklerinden, yerli kaynaklarımızdan yararlanarak, şiirimizin aruzdan heceye geçişinde önemli rol oynamışlardır. Şiirlerinde Anadolu manzaralarını ve Anadolu yaşayışını coşkulu bir dille işlemişlerdir. Hece ölçüsünün genellikle 11'li ve 14'lü kalıbını kullanmışlardır. Daha sonraları, yeni biçimler arayarak oldukça uzun şiirler de yazmışlardır. Eserlerindeki dil ise konuşma dilidir. Bu şairlerimiz şunlardır:

 

HALİT FAHRİ OZANSOY

 

ENİS BEHİÇ KORYÜREK

 

YUSUF ZİYA ORTAÇ

 

ORHAN SEYFİ ORHON

 

FARUZ NAFIZ ÇAMLIBEL

 
  Bugün 8 ziyaretçi (26 klik) kişi burdaydı!