Sfl Edebiyat
  Edebiyatla, Sosyal ve Siyasi Hayat İlişkisi
 

1.Edebiyatla, Sosyal ve Siyasi Hayat İlişkisi

Edebiyat ile sosyal hayat arasında ciddi bir bağ vardır. Sosyal ve siyasi hayat edebiyatın adeta besin kaynağıdır. Edebiyatçılar yaşadıkları sosyal ve siyasi düzende ortaya çıkan aksaklıkları edebi bir hale getirmeleri toplumun nabzını tutup bunu en iyi şekilde yansıtmaları beklenen bir şeydir. Dönemin siyasi koşullarından zorluklarından ya da aksaklıklarından beslenen edebiyatçı bunu kendi üslubuyla edebileştirerek bizlere sunar.

 

Edebiyat düşünce hayatının vazgeçilmezidir. Düşünün ki düşüncesini açıklayacak birisi edebiyatı kullanmasın. Bu mümkün değildir.

Edebi eserlerin konusu siyasi ve sosyal hayatı da kapsar. Yazarlar dönemin siyasi ve sosyal hayatını eserine konu edinebilir.

Demek ki edebi eserler dönemin düşünce, sosyal ve siyasi hayatını yansıtır. İnsanların o dönemdeki yaşayışlarını, bulundukları durumu bizlere yansıtır. Örneğin; Kemal Tahirin esir şehrin insanları adlı kitabı 1. dünya savaşında aydınların umutsuz koşullar altında, çıplak elleriyle savaşı nasıl üstlendiklerini anlatan bir romandır.

 

İşte bunun gibi geçmişi anlatan romanlar, belgeler, resimler, heykeller edebiyatın sosyal düşünce, siyasi hayatla ilişkisi olduğunun kanıtıdır.

 

2.Yenileşme Dönemi

Edebiyat topluluklarının ortaya çıktığı XIX. yüzyılda Osmanlı devletinde tarihi ve sosyal görünüm, diğer alanlarda olduğu gibi, pek iyi değildir. Devletteki gerilemenin durdurulabilme¬si için, XVIII. yüzyılda yapılan düzenlemeler, köklü tedbirler olmadığı için, problemlere çözüm olmamış, aksine zaman kaybına yol açmıştır. Ancak bu yüzyılın son padişahı ve XIX. yüzyılın ilk bir kaç yılında tahtta bulunan III. Selim devrinden (1789-1807) itibaren köklü düzenlemelere gidilmiştir. III. Selim tahta çıktığında, Osmanlı-Avusturya-Rus savaşı devam etmektedir. Avusturya imparatoru II. Joseph'in ölmesi ve Fransa'da ihtilâl (1789) olması üzerine, Osmanlı Devleti büyük bir toprak kaybına uğramadan savaş sona ermiştir. Avusturya ile Ziştovi (1791), Rusya ile Yaş (1792) anlaşması imzalanır. Devletin durumuyla ilgili olarak bilgi isteyen III. Selim, Sadrazam Koca Yusuf Paşa ve 17 devlet adamı tarafından ha¬zırlanan rapor doğrultusunda ıslahatlara girişir. Askerî alandaki ıslahatlara öncelik veren Padişah, Nizam-ı Cedit adıyla yeni bir ordu oluşturur (1794). Yeniçerilerin tepkisini çekmemek için de yeni ordunun masraflarının karşılanması amacıyla, "İrâd-ı Cedit" adıyla yeni bir vergi konulur. Yeni ordu için Selimiye kışlasını, Fransa ve İsveç'ten mühendisler getirterek inşa ettiren padişah, Fransız usulü top dökümü ve daha modern gemiler yaptırır. Mühendishane-i Berr-i Hümayun, Mühendishane-i Bahr-ı Hümayun gibi askerî okulların programında yenilikler yapılır. Yabancı dillerden yeni kitaplar tercüme edilir. Osmanlı Devleti ile Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkileri düzeltmek ve yeni politikalar geliştirebilmek amacıyla; Viyana, Berlin, Paris ve Londra'da daimi elçilikler açılır. Vezir ve vali tayinleri belli esaslara bağlanırken, ulema sınıfıyla ilgili bazı düzenlemeler yapılır. Hazineyi güçlendirmek amacıyla saraydaki altın ve gümüş eşyalar paraya çevrilir. Dokuma fabrikaları açılır. Askerî, idarî, siyasî ve sosyal alanlarda önemli ıslahatlar yapan III. Selim, 26-30 Mayıs 1807 tarihli isyanda tahttan indirilir. Yerine geçen IV. Mustafa, III. Selim'i boğdurtur. Bir yıllık saltanatında Nizâm-ı Cedit'i kaldıran IV. Mustafa'yı (1807-1808) Alemdar Mustafa Paşa'nın desteğiyle tahttan indiren ve öldürten II. Mahmut, tahta çıkar (1808).

II. Mahmut, sadece askerî alanda yapılan yeniliklerin çözüm olmayacağını düşünerek, dönemi (1808-1839) 'nden sonraki gelişmeleri de etkileyen siyasî, sosyal ve kültürel alanlarla beraber asayişle ilgili düzenlemelere öncelik verir. Ayanları İstanbul'a çağırarak, devlet otoritesini sağlamak amacıyla, Sened-i İttifak (1808) adıyla bir anlaşma yapar. IV. Mustafa tarafından kaldırılmış olan Nizam-ı Cedit yerine Sekban-ı Cedit ocağını kurar. İsyana kalkışan Yeniçeri Ocağı'nı kapatıp (1826) yerine Asâkir-i Mansure-i Muhammedî adıyla yeni bir ordu oluşturur. Devletteki işleyişi hızlandırmak amacıyla; Divan-ı Hümayun yerine Bakanlıklar ihdas edilir. Devlet dairelerine padişahın resminin asılması, resmi kıyafet olarak ceket, pantolon ve fesin kabul edilmesi, muhtarlık sisteminin kurulması, ilk nüfus sayımı yapılması, pasaport ve karantina usulünün uygulanması, ilköğretimin mecburi olması, Avrupa'ya öğrenci gönderilmesi, ilk Türkçe gazete Takvim-i Vekâyi'nin yayınlanması, II. Mahmut devrinde yapılan önemli yeniliklerdir. II. Mahmut'tan sonra tahta çıkan oğlu I.Abdülmecit (1838-1861) babasının başlattığı ıslahat hareketlerini Avrupa devletlerinin desteğini sağlamak amacıyla genişletir. Mustafa Reşit Paşa'nın öncülüğünde hazırlanan Gülhane Parkı'nda yabancı elçilerin de hazır bulunduğu devlet erkânının huzurunda okunan Tanzimat Fermanı (3 Kasım 1839) ile Osmanlı Devleti bati medeniyeti dairesine girişim resmen, onun döneminde, ilân eder.

Gülhane Hatt-ı Hümayun’u da denilen bu fermanla yeni bir dönem başlar. Osmanlı Devleti artık bati medeniyetiyle entegrasyona girmek isteğini padişahın buyruğuyla bütün dünyaya duyurur. Bu fermana göre Osmanlı Devletinde bir kısmı daha önce de var olan bazı hususlar resmî bir beyanname ile teminat altına alınır. Herkesin can ve mal güvenliğinin sağlanacağı, mahkeme edilmeden hiç kimsenin suçlu sayılamayacağı ve suçun şahsiliği, mal müsaderesinin kaldırılacağı, herkesin gelir durumuna göre vergi vereceği, belli bir süre askerlik yapılması gibi hususlar bu fermanla iç ve dış kamuoyuna bildirilir. Bir fert, bir de toplumsal yönü olan fermandaki esasların, gayr-ı müslimlere; müslümanlar kadar haklar tanımadığı bahanesiyle İngiltere ve Fransa, siyasi yönden güç durumda olan Osmanlı Devletine, Islahat Fermanı adıyla yeni bir deklarasyon yayınlatır (18 Şubat 1856). Osmanlı tebaası olan herkesin kanunlar karşısında eşit olması, gayr-ı müslimlerin devlet memuru olabilmeleri ve para vererek askerlikten muaf tutulmaları, kendi dinlerinde yemin edebilmeleri ve karma mahkemelerin açık yapılması gibi haklar getiren fermana karşılık, Paris Konferansı'nda Osmanlı Devletinin toprak bütünlüğü katılımcı devletler tarafından tescil edilir.

I. Abdülmecid'in ölümü üzerine kardeşi Abdülaziz tahta geçer. Abdülaziz devrinde (1861-1876) babası ve ağabeyi döneminde başlayan ıslahatlara devam edilir. 1871 yılma kadar Ali ve Fuat Paşalar öncülüğünde idarî, hukukî ve eğitim alanında düzenlemeler yapılır. Devlet Şurası (Danıştay) kurulur. İdari ve ticareti yeni kanunlar çıkarılır. Cevdet Paşa başkanlığında Mecelle hazırlanır. Mülkiye, hukuk, tıp fakültelerinin yanında Galatasaray, Daruşşafaka ve kız öğretmen okulları gibi eğitim kurumları açılır. III. Napolyon ve İngiltere kraliçesi Victoria'nın daveti üzerine önce Paris'e sonra Londra'ya gezi amacıyla giden ilk Osmanlı Padişahı olan Abdülaziz'in ıslahatları, 1826-1840 yılları arasında doğan ve Batı düşüncesiyle eğitim gören gençler tarafından yeterli görülmez. 1865'te "Yeni Osmanlılar Cemiye-ti" adıyla yurt içinde örgütlenen bu gençler, daha sonra yurt dışında Fransa, İngiltere, İsviçre ve Mısır'da faaliyetlerini sürdürürler. Paris, Londra Cenevre ve Kahire'de bazı yabancı devletlerin ve Osmanlı Paşalarının desteğiyle gazeteler çıkarırlar. Jön Türkler adıyla bilinen bu grup, Osmanlı Devletinin Meşrutiyet yönetimine geçmesini isterler. Dışarıdaki ve içerdeki yenilik yanlıları Abdülaziz'i hâl ederek V. Murat'ı tahta çıkarırlar (30 Mayıs 1876). Üç ay tahtta kalan V. Murat hasta olduğu için, yerine kardeşi II. Abdülhamit geçer. Meşrutiyet yanlılarının taleplerine karşı olmasına rağmen, isteklerini kabul eden, II. Abdülhamit döneminde (1876-1909) çok kritik olaylar yaşanır. Meşrutiyet taraftarı Mithat Paşa sadrazam olur, Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi isimlerle anayasa hazırlanır. Anayasa Padişah tarafından imzalanarak Meşrutiyet ilân edilir (23 Aralık 1876). Bu anayasaya göre; yürütme Padişaha, yasama meclise, yargı mahkemelere bırakılır ve bir nevi kuvvetler ayrılığı prensibi benimsenir. Ayan Meclisi Padişah, Mebuslar Meclisi halk tarafından seçilecektir. Meclisin ilk toplantısı 19 Mart 1877 tarihinde yapılır. Birinci mecliste azınlık milletvekilleri (Rum, Ermeni, Bulgar, Makedon, Sırp v.s.) oranının %60'lara varması ve mecliste Osmanlı Devletinin millî menfaatlerinin zıddına hareket edilmesi nedeniyle, azınlık temsilcilerinin, devleti bir çıkmaza sürüklediklerini gören Padişah II. Abdülhamit; Osmanlı-Rus savaşını (93-Harbi, 1877-1878) gerekçe göstererek meclisi tatil eder. Otuz yıl süren bu tatil, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Manastır'da ihtilâl yapması üzerine; Padişah II. Abdülhamit'in yeniden Kanun-i Esasiye göre Meşrutiyeti ilân etmek zorunda kalmasıyla son bulur (24 Temmuz 1908). Meclis, 17 Aralık 1908'de açılır. Basından sansür kalkar ve daha serbest bir ortam oluşur. Ancak bu serbestliği layıkıyla kullanamayan basın, ikiye bölünür. İttihatçılar; Şura M Ümmet, Siper-i Saika, Tanin, muhalifler Volkan, Serbest, Mizan gibi yayın organlarında kalem kavgasına tutuşurlar. Bu kavga, Serbesti gazetesinin sahibi Hasan Fehmi'nin öldürülmesiyle hiç arzu edilmeyen bir boyut kazanır. İstanbul'da karışıklıkların artarak sürmesi üzerine, III. Ordu İstanbul'a gelerek duruma el koyar. Tarihe "31 Mart Vakası" olarak geçen bu olayların sonunda Prens Sabahattin'in kışkırtmasıyla II. Abdülhamit tahttan indirilir (27 Mayıs 1909). Yerine V. Mehmet Reşat getirilir. Böylece İttihat ve Terakki, yönetimi başlar.

Abdülhamit'in istibdatçı olduğunu her fırsatta dile getiren İttihat ve Terakki yöneticileri ile Meşrutiyeti ilân ettiren çevreler daha sonra kendi istibdatlarını kurarlar. Mehmet Reşat dönemi (1909-1918)'de on sekiz hükümet değişikliği yaşanır. Bu istikrarsızlıkta İttihat ve Terakkinin büyük payı olduğu muhakkaktır. İngilizler Mısır'ı, Fransızlar Tunus'u, işgal ederler. İtalya Trablusgarp kara savaşında Mustafa Kemal gibi subayların gayretleriyle durdurulur, ancak Ege denizine donanma göndererek on iki adayı işgal eder. Bu arada Balkan Savaşı çıkar. Zor durumda kalan devlette, İttihatçı-İtilafçı parti çekişmeleri ve mali kriz yüzünden Osmanlı ordusu savaşı kaybeder. Sonuçta Londra Anlaşması'yla Midye-Enez hattının batısında kalan topraklar Balkan devletlerine bırakılır (1912). Galip devletlerin toprak paylaşımından dolayı aralarında çıkan anlaşmazlık II. Balkan savaşının başlamasına sebep olur. Osmanlı devleti Bulgarlarla Sırplar arasındaki savaş durumundan faydalanarak Edirne'yi geri alır. Ancak sonuçta Osmanlı Devleti Balkanlardaki topraklarını kaybeder (1913). V Mehmet döneminde eğitim ve öğretimin iyileştirilmesi İçin yapılan düzenlemeler önemlidir. 1913'te üniversitelerde müfredat değişikliğine gidilir. Bayanlar için üniversiteler açılır.

Tanzimat Edebiyatımız; Yahya Kemal'in deyimiyle «Yenileşme Edebiyatımız» veya «Yenileme Dönemi Edebiyatımız» dır. Tanzimat edebiyatı ile topluma yeni bir duyuş, düşünüş ve anlatış tarzı, yeni bir dünya ve insan anlayışı gelmiş; bütün edebiyatımız boyunca önemsenmemiş bulunan nesir dönemi başlamıştır. Avrupa düşünüş sistemi Tanzimat'la memlekete yayılmış, şiiri toplumun görevinde bir araç olarak kullanılmıştır.

Tanzimat Edebiyatında görülen biçim değişmeleri, «öz» ün değişmesinden doğar. Batı uygarlığından alınan yeni duyuş ve görüşler, divan edebiyatının biçimler ile anlatılamazdı. Şinasi, Namık Kemal, Abdülhak Hamit, Tevfik Fikret, yeni özü, yeni biçimlere yerleştirmek zorunluluğu içinde kaldılar. Çünkü yeni öz, yeni bir biçimi zorunlu kılıyordu.

Tanzimat Edebiyatı'nın genel niteliklerini şöyle toplayabiliriz: edebiyatımıza, o zamana kadar bulunmayan, hikâye, roman, tiyatro, makale, fıkra, hatıra, eleştirme., gibi yeni türler girer. Günlük yaşam izlenimleri ön plana geçe Nesir ile nazım'da konu alam genişler. Halka halk diliyle hitap etmek düşüncesi uyanır. Sade dile, halk diline değer verilir. Eski edebiyat yıkılarak yerine toplumla ilgili edebiyat getirilir. Vatan, millet, hürriyet, halk sevgisi işlen Çeviri edebiyatı, gazetecilik, bu dönemde görülür

 

 
  Bugün 1 ziyaretçi (3 klik) kişi burdaydı!